İsmail Ögeday


Yalaka basın

İslam’ın şartı beş, altıncısı da haddini bilmek, yedincisi haddini bilmeyene de haddini bildirmek! Atasözü


Biz basın mensupları olarak, hayata ve gelişen bir takım olaylara eleştirisel anlamda bakmak zorundayız.

 

Nedenine gelince eleştirinin olmadığı yerde, hizmet kalitesinden asla bahsedemezsiniz.  Ve şu da bir gerçek ki hayat sadece kişiye göre değil, kişinin bakış açısına göre değil elbet.  Bizler ne zaman, eleştirirsek, Afyon’da bazı siyasiler adeta kazan kaldırıyor. Be kardeşim eleştiriyi kaldıramıyorsan neden siyasete soyunuyor sun?

 

 Neden siyasetin içerisinde ben de varım diyor sun? Gazetecinin görevi seni alkışlamak mı? Şakşakçılık yapmak mı? Doğru dürüst siyaset yapana kesinlikle lafımız yok. Biz ne yalakayız, nede kimsenin tarafıyız. Ve kimse de bizim babamızın oğlu değil.

 

Afyonkarahisar Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Sayın Yalçın Görgöz geçtiğimiz gün yaptığı bir basın toplantısında, yine isim vermeden “yalaka basın”  ifadesi kullanmış, bu Yalçın Görgöz’ ün basın hakkında kullandığı ilk cümle değil tabii ki, daha önce de “Çorbacı basın ifadesini kullanmıştı.

Adamın resmen, kendisini eleştiren basın mensuplarına karşı, alerjisi var. Sen kalk basına “yalaka” de “Çorbacı” de sonra da kalk basın toplantısı düzenle, toplantılarına basını davet et.   Ya Allah aşkına Sayın Görgöz, sen bu açıklamalarını hangi kafayla yapıyorsun?

 Yıllardır bu basın sayesinde kendini ifade ediyorsun, yıllardır çorbacı ve yalaka dediğin basın senin haberlerini yapıyor. Allah aşkına senin kime ne faydan oldu? Ben bir basın mensubu olarak, seni defalarca aradım, hatta kongreyi aldığında seni biz birlik olarak ta ziyaret ettik, hayırlı olsun dedik. Sen bizleri insan yerine koyup iade-i ziyaret lutfunda bulunmamanı geçtim, telefonlarımıza bile bakmadın.

 

Sana başkanım karşılıklı çalışalım dedik sen bize aranızda şu da var mı, buda var mı diye saçma sapan cümlelerle bizi sürekli salladın.  Ne yani gazeteciler evine bedava haber yaparak mı ekmek götürüyor? Burada söz konusu olan bir emek var. Basın camiasındaki çalışanlar, senin haberini yapmak zorun da da değil.  Her şeyin bir karşılığı var, en azından sende bir il başkanına yakışır şekilde davran basın mensuplarına, sen kendini kral Faysal olarak mı görüyorsun?

 

Senin her türlü açıklamalarını, basın toplantılarını gece gündüz, yaz kış demeden girdikte ne oldu? Bize ne faydan oldu? Bayramda sallarsın özel günlerde telefonlarımıza bakmazsın neden? Nedenini ben söyleyeyim. Aman benden ilan yâda reklam istemesinler, ama ben sürekli bülten göndereyim haftalık, üstelik hiç ara vermeden bedava mezar deseler ona da tamam dersin herhalde. Ya Allah aşkına böyle bir dünya var mı? Hani partiniz emeği, her şeyin üstünde görüyor du? Emek kutsaldır, basın özgürdür, gibi süslü cümlelerle yüzümüze gülüyorsunuz hepsi bu, kusura bakmayın ama bizlerde ev geçindiriyoruz, hepimizin çocuğu çoluğu var. Biz akşam eve gittiğimizde yazdığımız haberleri, ya da yayınladığımız bültenleri yemiyoruz Sayın Görgöz.  Bizde evimize bir şekilde ekmek götürmek zorundayız. Ha bu şu anlama da kesinlikle gelmiyor onu da hatırlatayım, ben ilan verdim, ben reklam verdim,  benim hakkımda olumsuz haber yapamazlar artık, diye düşünceye de sakın kapılma bizim hiçbir zaman satılık kalemimiz de olmadı, kalem bizim namusumuzdur.  Bazı basın mensuplarına üç kuruşluk reklam verip senin olumsuzluklarını görmezden geleceğini sanıyorsan orada da yanılırsın.

 

Ne yani senden üç kuruş reklam alan bazı basın mensuplarını satın alacağını mı sanıyorsun? O nedenle senin bir defa siyasetçi olarak, eleştiriye açık olman ve geniş karınlı olman lazım.  Eğer öyle olamıyorsan, kusura bakma hemen o bulunduğun koltuğu terk et. Şöyle bir toparlayacak olursak, yani işin özü, siyasetçi küfür ve hakaret dışında, kişilik haklarına saygı çerçevesinde, her türlü eleştiriye açık olmalı. Yoksa kimse kimsenin, ne uşağı ne de kölesi, değil mi? Sayın Görgöz. Ben sadece sana bulunduğun makamı hatırlatayım dedim. Sevgilerimle…