Bugun...


Ahmet Kaplan

facebook-paylas
Ecdad yadigarı ulu camii
Tarih: 12-02-2021 13:35:00 Güncelleme: 13-02-2021 13:12:00


Afyonkarahisar Ulu Camii ilk defa 36x24 ebadında bir arsa üzerine 742 hicri yılında taştan inşa edilmiştir. Rivayete göre bu arsada, daha önce bir mescid bulunmaktaymış.   

 

Afyonkarahisar’ın en büyük ve en eski camilerinden birisi olan Ulu Camii Anadolu Selçukluları Devrinde 1272-1277 yılları arasında Sahipata Nusretiddün Hasan Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin inşaatı 1272 yılında bitirilmiş ancak, direk başlıkları, kaplamaları ve diğer süslemeleri1277 yıllarında tamamlanabilmiştir. Hattat, nakkaş Hacı Murad, caminin tavan, direk, başlık ve kiriş bedenlerinde bin bir çeşit çiçekler arasında Kur’an’dan ayetler ve Esma’ül-Hüsna’yı (Allah’ın 99 ismini ) yazmıştır. Ne yazık ki bu güzel nakış ve yazılar toprak damın su akıntıları ile harap olmuştur. Caminin doğuya bakan kapısı üzerindeki kitabeye göre Ulu Camii Muzafferüddin Devlet Beyin Oğlu Emir Mugniddin İsa Bey tarafından (H.742) Miladi 1341’de tamir ettirilmiştir.  

 

Caminin mimari değerini artıran husus ağaç işçiliğidir. Kırk ağaç direk başlıklarına kaplanan parçalarla hemen hemen birbirine benzemeyen çeşitli direk başlıkları vücuda getirilmiştir. Direk başlıklarına bindirilmiş olan kalın ağaç kirişlerin istikameti kuzeyden güneye doğrudur. Direkler beş sırada sekizer tanedir. En arka direklerle duvar arasındaki yere yayılan iki katlı son cemaat ve kadınlar yeri ağaç işçiliğinin güzel bir örneğidir.

 

Caminin mihrabı mermerden olup inci oyma ve süslüdür. Mihrabı çevreleyen mermer üzerini Ayet-el Kürsi süslemektedir. Caminin her ne kadar Minberinde güzel bir işçilik görünse de minberin kapısının haricindeki yerlerin değişmiş olduğu göze çarpar. Minber kapısının ayrı bir işçilik özelliği vardır. Kapısı hala o eski orijinalliğini muhafaza etmektedir.  Minber kapısındaki yazıdan öğrenildiğine göre minber kapağının işlemeleri ve camiyi 671 Hicri (1272 Miladi) yılında Dülger Emir Hac Bey yapmıştır.

 

Afyonkarahisar’ın en büyük camilerinden olan “Cami-i Kebir” ve “Ulu Cami” olarak anılmakta olan Cami, 1033 metre kare arsa üzerine inşa edilmiş bulunmaktadır. Ulu Caminin yapılışındaki ilk adı Hoca Bey camisidir. Daha doğrusu kendi adı ile anılan Cami Kebir Mahallesinde bulunduğu için “Cami-i Kebir” (Büyük Cami) ya da Hoca Bey Mescidi diye geçmektedir. Kırk direkli Ulu Camii Hıdırlık Tepesi ile Afyonkarahisar kalesi arasında bulunmaktadır.

 

Duvarları dıştan moloz taştan olup üç sıra kesme taş hatıllarla cephe iç bölüme ayrılmış taşların araları horasan harcı ile derzlenmiş, üstte saçak altlarına toplam 24 (birisi kırılmış) çörten (taştan yağmur oluğu) yerleştirilmiş, ağaç işçiliğinin en güzel örneklerinden birisi olan Afyonkarahisar Ulu Camii çarpık dikdörtgen planlı ve beş sıralı kırk ahşap sütun üzerine ahşap kirişli olarak kargir dört köşe kalın duvarlar üzerine toprak damlı olarak yapılmıştır. Daha sonraki tadilat sırasında çatı bakır ile kaplanmış bulunmaktadır.

 

Cami yapılırken kullanılan çam ağaçlarının Hıdırlık Dağı’ndan kesilip getirildiği ve cami yapımında kullanıldığı ifade edilmektedir. Cami yapılırken 40-50 santimi bulan el dövmesi uzun demir çubukların kullanıldığı halen günümüzde fark edilmektedir.

 

O dönemde küçük bir mescit olan Hoca Bey camisinin etrafında tamı tamına kırk adet dükkân bulunmakta imiş.

 

İbadet edildiği sırada cami bir yangın geçirir. Camide çıkan bu yangın daha sonra cami kenarlarında bulunan dükkânlara sıçramıştır. Yangın sonrası dükkân sahibi esnaflar dükkânlarını camiye bağışlamışlardır. Camiyi yaptıran Sahipata Nusretiddün Hasan Bey kırk esnafı temsil etsin diyerek camiyi kırk direkli olarak yaptırmıştır.

 

Direklerin üzerindeki başlıklar kırk ayrı motif olarak tescil edilmiş olup her biri diğerinden ayrı olarak bu şekilde zenginleştirilmiş olup camiye ayrı bir önem ve anlam katmıştır. Kuzey doğu cephesinin kuzey kanadında ve cepheye bitişik olarak tek şerefeli tuğla minaresi yükselmektedir. Kesme taş örgülü dikdörtgen prizmal ve üzerindeki beşgen prizmaldan ibaret çift katlı üzerinde profilli bir taş silme ile ayrılan pabuç bölümü, tuğla dairesel profilli bir silme üzerinde yükselen tuğla örgülü minare, silindirik gövdeli olup, gövde üzerinde turkuaz ve patlıcan moru renkte sırlı tuğlalarla eşkenar dörtgen desenlerden oluşan geometrik bezemeler yer almaktadır. Üç sıra sırlı tuğla örgülü bilezikten sonra, alt, mukarnas sıralarını takliden tuğlaların farklı açılarla istiflendiği şerefeye geçilir. Taş korkulukla çevrili şerefenin üzerinde yükselen tuğla ve kesme taş örgülü petek kısmı, düzgün kesme taş kaplamalı bir külah ve âlemle nihayetlenmektedir.

 

Ulu Caminin yapımında kullanılan kırk ahşap direğin önemli bir özelliği daha bulunmakta ve her biri yapıldığı dönemde özelliği künde kari denilen ağaçların birbirine geçmesi sistemiyle yapılmış olmasıdır. Bu nedenle caminin bir diğer adı da halk arasında “Kırk Direkli Cami” olarak anılır. Caminin birisi doğuya, birisi kuzeye, bir diğeri de batıya açılan “Bey Kapısı” olarak anılan üç kapısı bulunmaktadır. Selçuk tarzı oymalı iki kanatlı minber kapakları üzerindeki kitabede sureler ile ilk yapım tarihini belirten yazı vardır. Caminin bu özelliği yedi yüz küsur yıldır orijinalliği bozulmadan günümüze kadar intikal eden nadide eserlerden birisidir. O zamanki mimarı, Mimar Emir Hacı Bey’dir. Caminin ilk büyük onarımı 1341 yılında Muzafferüddünoğlu Minüddün Emir Abdullah Bey tarafından yaptırılmış olduğu doğu cephedeki kapı üzerine konulan yazıttan anlaşılmaktadır. Caminin iç mekânı batı tarafında beş, doğu tarafında dört, kuzey tarafında beş ve ön cephede yedi pencere ile aydınlatılmaktadır. Düz tavanlı caminin tavanında mahfilin üst kısmında nakışlar, konsol kıvrımları arasında da yer yer süslemeler bulunmaktadır. Kıble duvarının ortasında Selçuklu işçiliğini yansıtan taş mihrap yer almaktadır. Mihrap nişinin ortasında ve üç tarafında iki kitabe bulunmaktadır. Bu kitabede; “Büyük Serhat zamanında fakir köle Sivastos’un oğlu Ali Bey, Mahmud’un oğlu Hacı Murat” isimleri okunmaktadır

 

Müezzin mahfilinin hemen yanında sonradan ortaya çıkarılan ve büyük bir ihtimalle Afyonkarahisar İlinde müftülük yapan ve 1909 tarihinde vefat eden Müftü Çil Hafız Efendinin kabri bulunmaktadır.

 

Caminin hemen karşısında kale çıkısının yolunun başında Allah dostlarından Ahmet ve Mehmet Turani Hazretlerinin türbeleri bulunmaktadır.   

 

 Afyonkarahisar’a gelen yerli ve yabancı turistlerin en önemli uğrak yerlerinden birisi olarak asırlardır dimdik varlığını sürdürmektedir ve yapıldığı gibi özelliklerini yine de iyi bir şekilde muhafaza etmektedir. Aynı zamanda yıllar yılı Mübarek gün ve gecelerde Afyonkarahisar İl Müftülüğünün düzenlediği önemli dini programların yapıldığı ve Afyonkarahisar halkının kadın-erkek, çoluk-çocuk olarak tıklım tıklım doldurduğu önemli tarihi bir camidir





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
YUKARI