Bugun...


Esra Filiz

facebook-paylas
MARS’A DÜNYA(LI) GÖZÜYLE BAKMAK
Tarih: 20-02-2021 17:58:00 Güncelleme: 20-02-2021 17:58:00


Gezegen, Güneş etrafında dönen, Güneş’ten aldığı ışığı yansıtan bir yıldız yahut yıldız kalıntısı olarak nitelendirebileceğimiz cisimlerin müşterek adıdır.
 
Gezegenlere ilişkin tartışmalar yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Öyle ki Batlamyus’ un Dünya merkezli evren modeli, Copernicus’ un Güneş merkezli evren modeli bu tartışmaların başında gelen iki dikkat çekici teori olma özelliği kazanmış ve tüm dünyayı düşünce bazında etkisi altına almıştır. Bu yönüyle gezegenlerin insan zihnini yüzyıllar öncesinden günümüze değin meşgul ettiğini ve meşgul etmeye de devam edeceğini söylemek yanlış olmasa gerek.


Günümüz dünyasında bilhassa özelde gezegenlerin ve genelde evrenin akıbeti, başka gezegenlerde hayatın var olup olmadığı, Dünya üzerinde ve diğer gezegenlerde yaşamış ve yaşamakta olan kaç çeşit canlı türünün olduğu ve bunun gibi birçok bahis, zihinleri meşgul etmekten öte bu konularla ilgili çalışmalara da hız kazandırılmasını sağlamıştır. Özellikle yakın zamanda gündemde yerini almış olan ve dikkatleri üzerine çeken, Kızıl Gezegen Mars’ta yaşamın olup olmadığına ilişkin uzun soluklu çalışmaların örneklerinden biri ile karşı karşıyayız: Perseverance!
 
Bugüne değin Mars’a gönderilen en donanımlı araç olma özelliğine sahip ve Mars’ta yaşamın olup olmadığına ilişkin bilgi edinmemizi sağlayacak bir miktar toprağı gezegenimize getirmesi hedeflenen Perseverance’ ın, bu yönüyle bir ilki de gerçekleştirmesi bekleniyor. Kelime anlamı azim, sebat demek olan bu araca adını gelecek nesilleri bilim ve teknolojiye teşvik etmek amacıyla düzenlenen bir yarışma sonucunda seçilen Virginialı 11 yaşındaki Alexander Mather verdi üstelik! Hangi açıdan bakarsanız bakın tam anlamıyla örneklik teşkil edecek türden bir çalışma.
 
 
Büyükten küçüğe tüm insanların ilgisini çekerek bilim ve teknolojiye özendirmesi, dünya tarihine birçok açıdan ilki yaşatması ve daha birçok yönüyle insanlığa fayda sağlayan bu çalışmadan gıpta ile bahsetmemek elde değil. Tüm bu bahislerden sonra gelelim en çok merak edilen soruya: ‘’Peki Mars’ta yaşamın olup olmadığı bilgisi pratikte ya da teorikte ne işimize yarayacak? Yahut Mars’ta daha önce yaşamın olup olmadığı bilgisi bizi neden bu kadar enterese ediyor?’’ Bu soruya iki açıdan cevap vermek mümkün: Birincisi, başka gezegenlerde hayatın var olup olmadığı bilgisine sahip olmak doğamızda var. Yani doğamız gereği merak eden, düşünen ve sorgulayan varlıklarız.
 
 
Bu da bizi diğer gezegenlerde yaşamın olup olmadığına dair merak duymamızı sağlayan faktörlerdendir. Bir diğer ve en önemli nedenine gelince Mars, dünyaya benzerlik yönünden bize en yakın gezegen olma özelliğine sahiptir. Bugün Mars’ın hangi nedenle yaşanmaz hale geldiğinin bilgisine ulaşmamız, Dünya’nın akıbeti hakkındaki öngörülerimizi de belirleyecek ve buna yönelik önlemler almamızı sağlayacaktır. İşin doğrusu, dünyanın akıbeti hakkında birçok görüş vardır esasen. Kimisi teistçi yaklaşımla bir akıbet tasavvurunda bulunurken kimisi deistçi kimisi politeistçi kimisi panteistçi kimisi panenteistçi kimisi ise ateistçi…
 
 
Ancak nasıl bir akıbet tasavvuruna sahip olunursa olunsun, her şeyi gelişi güzel bir şekilde oluruna bırakıp bilimden ve teknolojiden el etek çekmek tabi yerinde bir davranış olmayacaktır. Bizlerin her şeye rağmen araştırmacı, incelemeci, sorgulamacı tavırdan ödün vermeyerek var gücüyle bilim ve teknolojiye destek vermeye devam etmesi gerekmektedir. İçinde yaşadığımız ülke ve toplum sınırları içerisinde gençlerimizi ve çocuklarımızı bilime ve teknolojiye teşvik etmeliyiz. Çünkü gelecekte bayrağı devredeceğimiz bugünün küçüklerini ne kadar nitelikli ve donanımlı yetiştirebilirsek dönütünü de  o oranda alacağız. 


Velhasıl tüm bu bilimsel çalışmalar içerisinde kendine yer bulmuş ve diğer ülkeler arasından sivrilerek ön plana çıkmış, nitelikli ürünler ortaya koyarak yaşam standartlarını bir üst seviyeye taşımakta olan ülkeler arasında kendi ülkemizi görememenin üzüntüsü içerisinde olduğumu belirtmem gerekir.
 
 
Tamamen pasif bir bilimsel çalışma sürecinde olmasak da çalışmalarımıza hız kazandıracak yolların önünü açmak gerektiği kanısındayım. Tabi tek bir yönden olayı değerlendirmeden, diğer faktörleri de göz önünde bulundurarak sürecin işlemesi gerektiğinin de altı çizilmelidir.


Bu süreçte birçoğumuzun cesaret edemediği, belki de lisanıhalinden lisanıkaline yansıtamadığı o realist soruyu Cüneyt Özdemir’in dile getirdiğini düşünüyorum: 


‘’Onlar gitti Mars’a, Türkiye gidebilecek mi Ay'a?’’. 




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
YUKARI