Bugun...


İsmail Ögeday

facebook-paylas
Basın özgürlüğü mü ? Bırakın Allah aşkına
Tarih: 03-11-2020 02:38:00 Güncelleme: 03-11-2020 02:38:00


Arabaya taş koydum civanım 

Ben bu yola baş koydum civanım 

Seni gelecek diye civanım

Bir yanımı boş koydum civanım

 

Kekliğim vak vak ufak ufak ufak bas 

Aç kolların sar boynuma ister öldür ister as

 

Arabası dört teker civanım 

Beyoğlu'na kum çeker hanımım 

Beyoğlu'nun kızları civanım

İşmar eder göz süzer civanım

 

Kekliğim vak vak ufak ufak ufak bas

Aç kolların sar boynuma ister öldür ister as

 

Evet yukarıdaki dizeler bir İstanbul türküsünün sözleri makam  Hüzzam makamı severim.

 

Efendim Horoza somuşlar tavukmu yumurtadan çıkar ?,Yoksa yumurtamı tavuktan ? Diye. Horoz demiş ki,

 “Kimin nereden çıktığı beni ilgilendirmez, ben işime bakarım” demiş. Bizimkisi de o hesap. Evet biz işimize bakalım ülkemizde sözde basın özgürlüğü var, dikkat edin sözde diyorum neden ? Çünkü ben şahsen basın özgürlüğü, demokratik ortam, hür irade, düşünce özgürlüğü vb gibi, böyle sıradan, klişe, tırı vırı kelimelere kesinlikle inanmıyorum. Nedenine gelince geçtiğimiz ay içerisinde, “Hastanemi ? Kasaphanemi ?” Başlıklı bir köşe yazısı yazarak, ilimizde dönen bazı olumsuz vakaları ve vatandaşların da bizzat teyit ederek, doğruladıkları bir takım sıkıntıları, yine aynen bu köşemizden dile getirmiştik.

 

Tabii bunları dile getirirken, kurum yara almasın, zedelenmesin mantığı ile hareket ettik. Yani sizin anlayacağınız, söz konusu özel hastanenin ismini yazmadık, adresini zikretmedik, hastane yöneticisinin adını zikretmedik. Buna rağmen söz konusu bu hastane yöneticisi, avukatı aracılığı ile yememiş, içmemiş, “evet o hastane biziz”  Der gibi soluğu mahkemede almış. Bizler gazeteci olarak, kanunlar çerçevesinde işimizi yapmaya çalışıyoruz. Yeni çıkan çok sayıda yasadan ise, elbetteki haberdarız, fakat çıkarılan yasalar inanın o kadar tuhaf ki, sanki suçluyu korurcasına çıkarılmış.

 

Madem hal böyleyse, aslında  o zaman yanlışlık bizde, bizim isim vermemiz lazım değil mi ? O zaman nasıl olsa dengesizin biri çıkar “ya bu benden bahsetmiş, beni yazmış der”, gider şikayetçi olur. Ha ne diyordum, evet söz konusu köşemiz, Ankara’dan şikayet üzerine, şikayet eden şahsın avukatına rağmen reddedilmiş fakat, adam dururmu ? Yo kafaya takmış illa o köşeyi kaldırtacak. Eline ne geçecekse, okuyan zaten okudu o köşeyi. Tekrar buraya müracaat ederek, içeriğin kaldırılmasını talep etmiş. Buradaki mahkemede davayı kabul edip köşe yazımızın kaldırılmasına hükmetmiş. Evet dedik ya kanunlara karşı boynumuz kıldan ince diye. Ama merak etmeyin kalemimiz hala keskin evelallah.

 

Bizde yazı bitmez onlarda da hataların sonu gelmez. Çünkü hata yapmaya meyilliler. Normalde kimse bizim düşmanımız değil, kimsenin işiyle, aşıyla ya da ekmeği ile oynama taraftarı da değiliz ama, birileri Allah rızası için bu tarz insanlara gazeteciliğin ne olduğunu bir anlatsın. Biz defalarca anlatmaya çalıştık anlamadılar, demek ki onların gözünde gazeteceilik yanlış yapana, yalakalık yapmak, alkışlamak, görmezden gelmek, ağam, paşam deyip taktir etmek mi? Yoksa mazlumun yanında olup, vatandaşın sıkıntılarını,şikayetlerini, dikkate alarak, kamuyu doğru bilgilendirmek mi? Ne yani bizler gazeteci olarak, şimdi yanlışa yanlış demeyelim mi? Bu zamana kadar Afyonkarahisar’da gazetecilik yapan kimler varsa işte bu tür konuları görmezden gelmiş.

 

Sebebi ne acaba ? Afyonkarahisar’da benim haber sitem bir numara diyenler , benim gazetemin tirajı şu kadar diyenler alo ne oldu ?, Hayrola niye susuyorsunuz ?, Niye yazmıyorsunuz ?, Lafa gelince objektiflikten, dürüstlükten bahsedenler kime diyoruz ki?  Bu işler lafla yürümüyor maalesef, icraat lazım gazetecilik herşeyi alkışlamak değildir. Bir bardak çay içip, kahvaltı sofralarında boy gösterenler, iş habere gelince de ortalıkta görünmezler, sırf laf olsun diye, sırf birilerine yaranayım diye bu mesleğin ağzına yüzüne edenler o kadar çok ki. Daha geçen gün söz konusu aynı hastane belli bir miktar parayı ödeyemediği için bir hasta yakınına senet imzalattırmış. İşte bu işi nasıl paraya döktüklerinin kanıtı.

 

Hani derler ya hep alma dalında bitmişler, verme dalı yok bunlarda hep alalım. hep alalım, yine alalım, bir daha alalım. Ne olur maddi durumu olmayandan bir kere almasanız,  ölürmüsünüz ? Birde utanmadan şehrin bilbordlarına çıkıp, şöyle hastaneyiz, böyle hastaneyiz, yok falan doktor sadece bizde yok filan doktor göreve başladı. Diyerek kendinizi övmekten başka bir halt ettiğiniz yok. Üç kuruş verdiğiniz Gazetecilerde size  hamallık etsin haber yaparak değil mi? Ha bu arada kendinize rakip gördüğünüz hastaneleri de, kötülemekten geri kalmıyorsunuz maşallah yazık yazık. Tıpkı FETÖ cüler gibi davranıyorsunuz “bizden olmayan ölsün, gebersin, ne hali varsa görsün” der gibi. Gazeteciliğin temelinde eleştiri vardır, ve öyle de olmalıdır.

 

Eleştirinin olmadığı yerde, ne adaletten, ne hukuktan, ne düzenden, ne de adam gibi hizmetten bahsetmek mümkündür. Biz herşeyi alkışlayacak olduktan sonra, bu mesleği hiç yapmayalım daha iyi. Ama ortalıkta böyle gazeteci çok lafa gelince kimse mangalda kül bırakmaz. Hata yapmak insana mahsustur değil mi? Biz de hata yapabiliriz ama, hayattaki en önemli şey, kişinin kendi yaptığı yanlışın farkına vararak, hatasını kabullenmesi en büyük erdemliktir.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
YUKARI