Bugun...


Raziye Celep

facebook-paylas
Ben Bir Hemşireyim
Tarih: 27-08-2020 14:59:00 Güncelleme: 27-08-2020 15:06:00


‘’Ben hastabakıcı (hemşire) olmak istiyorum. Kimsesi olmayan insanların, kimsesi olmak istiyorum.’’ ( Florence Nightingale)

 

Ben bir hemşireyim. İstanbul’ da özel bir sağlık kuruluşunda görev yapıyorum. Ülkemde ya da dünyada mesleğini büyük bir özveri ile yerine getirmeye çalışan milyonlarca sağlık profesyonelinden sadece biriyim. Her zaman ve koşulda sahip olduğum bilgi, beceri, donanım ve tecrübeyi en iyi şekilde kullanmaya çalışırım. Hoşgörüyle, empati kurarak, disiplinle ve özenle dokunurum hastalarıma. Onları sabırla dinlerim. Anlamaya çalışırım. Güler yüzle, içten yaklaşırım.

 

Uygulanacak tedavi ya da işlem hususunda bilgi aktarırım. Kaygısını azaltmaya ve şifa bulmalarına yardımcı olurum. Tüm bunları yaparken kendi duygularımı, özel yaşamımı, belki de sorunlarımı bir kenara bırakırım. Çoğu zaman başarıyla yaparım bunu. Çünkü ben bir hemşireyim. Çünkü ben bir sağlık profesyoneliyim.

 

Toplum olarak zor günlerden geçiyoruz. Pandemi herkes gibi beni ve ailemi de tehdit ediyor. Endişeliyim. Kaygılıyım. Bizler her koşulda işlerimizi en iyi şekilde tutkuyla, metanetle ve cesaretle yapmaya alışkınız. Öyle de yapmaya çalışıyorum. Çünkü ben bir sağlık profesyoneliyim. Çünkü ben bir hemşireyim.

 

Hastalarımız ve kendimiz için tüm önlemleri alıyoruz. Hastalar, hastaneye geldiklerinde önce triaja başvuruyor. İlk muayeneleri orada çalışan arkadaşımızca yapılıyor. Koruyucu önlük, maske, eldiven ve siperlikle önlem alan sağlık çalışanı tarafından ateşi ölçülüyor, yakınmaları dinleniyor. Ve şikayetleri doğrultusunda ilgili bölüme yönlendiriliyor.

 

Pandemi ile ilgili hastanemiz de bizlerin ve hastaların güvenliği için gerekli önlemleri almış durumda. Bununla ilgili polikliniğimiz ve izolasyon odalarımız, gerekli ekipman, test ve tedavi için her şey mevcut. Sürekli yapılan toplantı ve eğitimlerle birlikte bu sürece yön veriyoruz. Hepimiz bu özel zamanda nasıl davranmamız gerektiğini biliyoruz. Ve elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyoruz.

 

Görmediğimiz çetin bir virüsle mücadele veriyoruz. Bizler bu savaşın en ön cephesinde savaşan sağlık neferleriyiz. Şifa dağıtmaya çalışıyoruz. İyileşen her hasta ile sevinç duyuyor, hastalığa karşı  kazandığımız her zaferle de gururlanıyoruz. Tabi zaman zaman umutsuzluğa düştüğümüz de oluyor.

 

Çünkü bizler aynı zamanda birer evlat, birer anne-baba, kardeş, eşiz. Sizler gibi bizler de ailelerimiz için endişeleniyoruz. Onlar da bizler için tabi. Motivasyonumuzu yüksek tutarak, bu sinsi düşman karşısında uyanık olmaya özen göstersek de bazen bizlerde kırılıveriyoruz. Hem de en sevdiğimiz yerden. Yakınlarımızdan gelen üzücü bir haberle derinden sarsılıyor, bu hastalık karşısında zaman zaman malesef kendimizi ve yaptıklarımızı yetersiz bularak, aciz hissedebiliyoruz. Kıymetli profesörlerimizin, hekimlerimizin, sağlık çalışanı arkadaşlarımızın, mesai arkadaşlarımızın, komşularımızın, akrabalarımızın kaybında da birebir tanımıyor olduğumuz onlarca yitirdiğimiz can karşısında da bizimde göğsümüz sıkışıyor, nefesimiz daralıyor.

 

O canlardan birisi Dilek Tahtalı, kendisi de bir sağlık çalışanı idi. Henüz 23 yaşında gencecik bir fidan. ‘’Bi düş artık ateş, yakamı bırak’’ diye sitem ederken ki hali de yoğum bakımda ‘’Anneciğim seni çok özledim.’’ dediği kameraya alınmış hali de hafızamda ve yüreğimde derin bir sızı olarak kalacak.

 

Yine 10 yıldır devletine, milletine hizmet etmiş, 34 haftalık gebe iken Covid19 a yakalanan ve bebeği Tunç’a doyamadan aramızdan ayrılan Dilek Hemşirenin o güleç yüzü de hafızamdaki acıdan sandıkta hep kalacak. Büyüklerimiz, yaşlılarımız, akrabalarımız belki çocuklarımızı kaybettiğimiz bu salgın hepimizin belleğinde derin bir yara bıraktı ve maalesef bırakmaya da devam ediyor.

 

Korkmuyor değilim. Benim gibi sağlık çalışanı olan eşimin sağlığından, oğluma hastalık bulaştırma ihtimalimizden. Eve gittiğimde çocuğuma, eşime sarılamamak, uzak kalmak ne acı. Doya doya kokularını ciğerlerine çekememek. En acısı da dayanamayıp çocuğuna sarıldığında çocuğunun suçluluk hissederek seni uyarması…

 

Acil serviste koşuşturduğum bir gün yine sıkıştı kalbim. Buz kesti yüzüm. Katta çalışan, ikinci çocuğuna hamile, hemşire arkadaşım Serap’ın testinin pozitif çıktığını duyduğum an. Aklımda birbiri ardına dolaşan sorularla, endişe, üzüntü, kaygı duygularımın birbiri içine girdiği, allak bullak olduğum, cevabını bilmediğim ‘’Ee şimdi ne olacak? ‘’ sorusuyla cebelleştiğim ve tüm kalbimle canım arkadaşım için bolca dua ettiğim o anı ve hissettiklerimi unutmam mümkün değil. Allah anneleri evlatsız, evlatları annesiz bırakmasın. Şifa bulsun, iyileşsin. Rabbim esirgesin. Hastane olarak hepimizin tek dileği vardı o gün. Tek yürek, tek dua. ‘’Rabbim şifa ver, evlatlarına bağışla.’’

 

Biliyorum ben bir hemşireyim. Böyle durumlarda daha güçlü ve metanetli olmalıyım. Umutsuzluk yakışmaz bize. Tüm gücümle ve inancımla görevimi yapmalı ve savaşmalıyım. Sevdiklerim için, toplum için, sizler için. N’olur sizlerde bu savaşta yalnız bırakmayın bizi. Ancak hep beraber ortak bir bilinçle üstesinden gelebiliriz bu illetin. Belirtilen önlemleri alın. Kurallara uyun. Maskeyle, mesafemizi koruyarak ve sık sık yıkadığımız ellerimiz ve uyguladığımız hijyen kuralları ile daha kontrollü bir yaşam sürelim. Gelecek güzel günlerde beraber olmak için. Hepimiz için, sevdiklerimiz için.

                                                                                                                                                                       Fatma Hemşire





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
YUKARI