Bugun...


Raziye Celep

facebook-paylas
Sahi Biz Kimiz?
Tarih: 17-09-2020 14:11:00 Güncelleme: 17-09-2020 14:11:00


‘’Mutluluk, hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir.’’ ( Albert Camus)

 

Yaşamımız kime ait? Bize mi içinde yaşadığımız topluma mı? Daha doğar doğmaz kesilir göbek bağımız ve biz birer birey olarak açarız dünyaya gözlerimizi. Ailemizle başlayan yaşam serüvenimize yaşamımız boyunca yüzlerce kişi konuk olur. Kimisi bize ömrümüzün kısa bir anında eşlik ederken kimisiyle de kopmaz bağlarımız olur. Hatta yaşamımıza ve tercihlerimize yön verenler. Arkadaşlarımız, eş seçimlerimiz ve ailelerimiz gibi.

 

 Şüphesiz insan sosyal bir varlık. Doğası gereği birbiriyle etkileşim ve iletişim halinde. Hayatımıza dokunan ya da teğet geçen herkes aslında bizim oluşumumuza bir şeyler katıyor. Karakterimize, yaşama bakışımıza, kendimizi arayışımıza ve bulma çabamıza. Kendimize ne kadar çabuk ulaşırsak o kadar çok özgür ve mutlu olmaz mıyız? Kendimizi bulduğumuzda, aldığımız kararları ve doğuracağı sonuçları daha en başta öngöreceğimiz için sonucu istediğimiz gibi olmasa bile mutsuz olmayız. Hatta denediğimiz ve cesaret gösterdiğimiz için kendimizle gurur bile duyabiliriz. İşte o zaman olumsuz gibi görünen her olguyu, bize kazandırdığı yeni bir bakış açısı ve deneyim olarak bakabiliriz. Ve sonraki kararlarımıza ışık tutacak bir kaynak olarak da kabul edebiliriz.

 

Bence kendimizi bulma ve tanıma yolundaki en önemli adım, yaşadığımız her şeyi olduğu gibi kabul etmekten geçiyor. Eğrisi ile doğrusu ile başımıza gelen her şeyi olduğu gibi kabul etmek. O zaman da ve koşulda, o zaman ki benliğimle ben, o işin benim için bu şekilde daha iyi ve doğru olacağına inandım ve öyle yaptım, diyebilmek. Kendimizle yüzleşmek, kendimizi tanımaya başlamanın ilk basamağı. Sürekli bir vakitler vermiş olduğumuz kararları ve yaptıklarımızı sorgulamanın, şikayet etmenin, ahlayıp vahlayarak dövünmenin bir yararını görmedim ben bu zamana kadar. Geçmişte yaşamımız sıkıntı ya da ızdırabı sürekli hatırlamak ve bunun için hayıflanmak, kendimizi ya da başkalarını suçlamak ve bunun ağırlığı altında ezilmek. Kendimize yapacağımız en kötü muamele. Esasen aynı noktada dönüp durmanın, geçmişte takılı kalmanın bize ya da başkalarına bir yararı da olmadığı kesin.

 

Ancak geçmişteki pişmanlıklarımızdan ders alarak geleceğimize yön vermek zararımızı faydaya dönüştürebilir. Önceden kırıp döktüklerimiz yerine gelmeyecek belki ama içtenlikte kendimizle yüzleşmek, kendimize karşı dürüst olmamız bizi daha güçlü yapacak ve sonraki adımlarımızda bize yol gösterecektir. Özür dilemek, telafi etmeye çalışmak ya da affetmekle yıllarca yüreğimize, hafızamıza ve vicdanımıza yüklediğimiz o ağır yükü geride bırakmak bizleri daha hafif ve daha özgür kılmayacak mı?

 

Yaşam koşullarının ve içinde bulunduğumuz toplumun belki de ailemizin bizim için çizdiği rotalar zaman zaman bizimkilerle örtüşmeyebiliyor. Onları kırmamak adına yaptığımız tercihlerle muhtemel bir süre sonra üzülen ve pişman olan biz olabiliyoruz. Tabi bunun farkına varabilirsek. Maalesef yaşamının sonuna kadar bunu fark edememiş ya da değiştirmek için çaba sarf etmemiş ya da bu durumu kabullenerek hayalleri içinde bir uhde olarak göçüp gitmiş çok insan var.

 

Unutmayalım burada önemli ve değerli olan bizleriz. Gerçekte ne istediğimiz ve nerede olmak istediğimiz. Sorgulamadan bize biçilen her giysiyi üzerimize giymeye çalışmak, yaşamımız boyunca kendisine yabancılaşmış, mutsuz ve etrafına karşı ilgisiz bireyler olmamıza neden olacaktır. Kendimize haksızlık etmeyelim. Sevip, sevmeyi, mutlu olmayı bizler de hak ediyoruz. Unutmayalım asıl duvarları ve sınırları biz kendimiz çiziyoruz. Bahanelerin arkasına saklanarak. Şimdi hareket zamanı. Sahi biz kimiz? Kimin için yaşıyoruz?





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HAVA DURUMU
nöbetçi eczaneler
NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
YUKARI