Gözden kaçırmayın

Ramazan Bayramınız Mübarek olsunRamazan Bayramınız Mübarek olsun

Afyonkarahisar İl Müftülüğünden yapılan yazılı açıklamada “Kutlu doğum haftası 09-20 nisan 2016 (hicri/1437, m/1445.yıl) “insanlığı diriltmek için, gelin birlik olalım” “hz. Peygamber, tevhid ve vahdet” üzerinde gerçekleştirileceği belirtildi.
 
Konu ile ilgili yapılan yazılı açıklamada, ‘Tevhid: Sözlükte “bir şeyin tek olduğuna hükmetmek ve onun böyle olduğunu bilmek” anlamına gelir. Istılahı anlamda ise; Allah’ın zatını bütün tasavvurlardan, zihinlerdeki hayal ve evhamdan tecrit etmektir. Tevhit üç şekilde olur; Yüce Allah’ın ulûhiyetini tanımak, birliğini tasdik etmek ve O’na hiçbir eş, ortak kabul etmemektir. İhlas Suresi’nde: “De ki: O, Allah’tır, bir tektir. Allah Samed’tir. (Her şey O’na muhtaçtır. O, hiçbir şeye muhtaç değildir.) Ondan çocuk olmamıştır. (Kimsenin babası değildir.) Kendisi de doğmamıştır. (Kimsenin çocuğu değildir.) Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir. (İhlas süresi, 112/1-4) Diğer bir Ayet’te: “Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O`nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O`nundur. İzni olmaksızın O`nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O`nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O`nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O`na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür. "(Bakara Süresi, 2/255) buyrulur.
Bütün Peygamberlerin ilk daveti tevhit olmuştur. Çünkü o, Hak yoluna girmenin başlangıcı ve Allah’a inanmanın ilk basamağıdır. Cenab-ı Hak gönderdiği her peygambere ilk hareket tarzının, ümmetini tevhide davet olduğunu bildirmiştir, Ayet-i Kerime de:“Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, "Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin diye vahyetmişizdir.”(Enbiya,  21/2S) Peygamberimiz de imanı: “İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe iman etmendir. Keza hayrı ve şerriyle kadere inanmandır.” (Müslim, İman,l) diye tarif etmiştir.
Tevhid, İslam’ın en temel ilkesi, Kur’an ve Sünnetin ruhu, bütün peygamberlerin gönderiliş gayesidir. İslam’ın tevhid dini oluşu, onu diğer dini inançlardan ayıran en önemli özelliğidir. Tevhid ilkesinden üç temel esas ortaya çıkar: 1-Selam, (esenlik ve mutluluk). 2-Ernan, (güven, güvence, güvenlik ve emniyet). 3-Vahdet, (barış ve birlik, beraberlik). İslam-selâm ilişkisi, iman-eman ilişkisi ve tevhid-vahdet ilişkisi doğru anlaşılmadan bir toplumun İslam toplumu olması, ümmet bilincine vakıf olması mümkün değildir. Kur’an da:“Ey iman edenler! Allah`a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah`ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.”(Nisa,  4/136) buyrulmaktadır.
Vahdet: Sözlükte “birlik” anlamına gelir. İrfan geleneğimizde, her şeyi bir olarak ve bir içinde, nesneleri Allah ile görmek demektir. Kaynaklarımızda üç türlü vahdet’ten söz edilir. 1-Vahdet-i Kusüd: Murat ve maksatların birliği demektir. 2-Vahdet-i şuhud: Görmenin birliği demektir. 3-Vahdet-i vücüd: Varlığın birliği demektir. Yani vahdet birlik beraberlik demektir. Kur’an da: “Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm`a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır ."(Bakara,2/208) Diğer bir Ayet-i Kerime de: “Allah’a ve Resul’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”Enfal, 8/56) buyrulur. Peygamberimiz (s.a.v.) bir sözünde : “Ey insanlar! Dikkat edin, Rabbiniz bir, atanızda birdir. Takva dışında ne arap’ın arap olmayana ne de arap olmayanın arap’a; ne beyazın siyaha, ne de siyahın beyaza bir üstünlüğü vardır.”(İbn Hanbel,  5/411) buyurarak, insanlar arasında fark olmadığını, herkesin tevhid ve vahdette buluşmalarını istemiştir.
Tevhid inancı, insanların kalplerine ve akıllarına sadece Allah’ın birliği ve eşsizliği inanç ve düşüncesini yerleştirmekle kalmaz, aynı zamanda kâinatın tüm farklılık ve çeşitliliğine rağmen mükemmel bir uyum içinde, nasıl var edildiğine ve işleyişine dikkatleri çeker. Ayet-i Kerime de: “Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O`nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için, elbette ibretler vardır ."{Rum, 30/22) buyrulmaktadır. Dolayısıyla tevhid inancı, en az birlik kavramı kadar çokluk ve farklılık kavramlarını da esas almayı gerektirir. Bu anlayış, irfan geleneğimizde “kesrette vahdet, vahdette kesret” (Allah düşüncesinden yola çıkıp, insan sevgisine varma olayıdır. Yunus Emre’ye atfedilen “yaratılmışı severiz yaratandan ötürü” deyişi bu anlayışın ürünüdür. îş bu noktada bitmez, insan sevgisine ulaşan kişi bu eşsiz mucizeyi yaratan güce (Rab’bine) korkudan ziyade bir hayranlık gözüyle bakar ki bu da kesretten vahdete anlayışıdır. Vahdette kesreti görme ise, yine bir makam olmakla beraber, bir nevi halkın içinde Hak’la beraber olmanın adıdır. Fakat burada kastedilen kesret aslında ayrı olarak bakmanın çok daha ötesinde tamamen nazarını eşyaya çevirmeden manayı harfi lisanıyla o kesretleri yine vahdet adına okumaktır. Şeklinde tarif edilmiştir. Tevhid, sadece bir inanç ve düşünce sistemi değil, aynı zamanda bir hayat tarzı ve yaşama biçimidir. Tevhid inancının toplumsal hayattaki karşılığı vahdettir. Vahdet şuurunu toplumsal hayatta gerçekleştirmenin yolu da sosyal adalet ve ahlak bilincinin fertlere yerleşmesinden geçmektedir. Kur’an da: “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.”(Al-i İmran, 3/103) buyrulur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’de: “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter/`(Buhari, Sahih, Mezalim, 46/3) Diğer bir hadisinde de: “Allah`a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun."{Buhari, Sahih, Nikâh, 67/80) buyurmaktadır.
Vahdet; kardeşlik, dostluk, sevgi, yardımlaşma ve dayanışmadır. Birlikte yaşama, paylaşma, ortak değerlere sahip olma ve ortak ideallere yönelmedir. Tevhidin sancağı altında toplanma, Allah’ın dini yolunda her türlü dünyevi menfaati bir kenara bırakmadır. İslam dünyasında yaşanan acıları ortak, dertleri ortak ve duaları ortak kılmaktır. Ümmet bilincini dimağlarda, gönüllerde hissetmektir. Vahdet, Müslümanlarla kardeş olma, olmayanlarla da arkadaş olabilmektir. Vahdet, Müslümanların dertleriyle hemhal olma, hemdert olma, hem dost olmadır. Unutulmamalıdır ki yeryüzündeki bütün muhtaçlara, bütün mazlumlara, bütün insanlığa huzur ve saadet getirecek olan duygu ve düşünce, İslam’ın tevhid ve vahdet anlayışındadır.
“Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” teması ve “İnsanlığı yüceltmek, insanlığı diriltmek ve insanlığı yaşatmak, ayağa kaldırmak için gelin birlik olalım” çağrısı etrafında kutlu doğumunu idrak ettiğimiz Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.s.) getirdiği tevhid dinini ve rahmet yüklü evrensel mesajlarım; başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam dünyasının vahdetine, birliğine, dirliğine, iriliğine ve huzuruna vesile olması temennisiyle, Kutlu Doğum Haftası’nın hayırlar getirmesini yüce Allah’tan niyaz ederim.
 
 
    Nafiz KARAASI.AN                                                                                                        Vaiz
        İl Müftülüğü