?Sanma ki, O?na meçhul, davranışım ve halim, Ondan bir şey gizlenmez, O?dur gerçek tek Âlim.? Dünya milletlerinin arasında bizim milletimiz kadar misafir sever millet yoktur. Hele hele köy odalarında, kasabalarda halen mevcut odalar vardır. Bu odaların sahipleri yani o odaya gelen misafirleri doyurmakla mükellef kimseler vardır. Gelen misafirlere o odanın sahibi her türlü hizmeti yapar, gelen misafirin rahat etmesi için her türlü fedakârlığı gösterir. Hatta ve hatta bazı köy odalarının sahibi kendisinden sonra gelen misafirlerin ihtiyaçlarının karşılanması için evlatlarına bir iki tarla ve bağ bağışlar, bu bağ ve tarlalardan kalkacak mahsulün geliriyle odaya gelen misafirlere ikram edilmesini tembih edenler vardır. Çünkü bu şekilde düşünenler misafirlerin dokuz nasiple geldiğini, birini yiyip, sekizini bırakıp gittiğinin farkında olanlardır. Misafiri sevenler evinde olsun olmasın misafirini memnun etmek için bulur buluşturur, misafirini memnun edebilmek için çırpınır durur. Misafirine yeni yorgan ve çarşafı serer, rahat etmesi için çalışır durur. Kimileri de Allah-ü Âlem eve misafir gelince uflar, puflar durur. Misafirin kıymetini ve getirdiklerini bilmez. İkram etmenin cennete girme vesilesi olduğunun farkında bile değildir. Bir gün Peygamber Efendimize bir sahabe eşinden şikâyete gelir. ?Benim eşim misafiri sevmiyor. Bana ne gibi tavsiyede bulunursunuz?? der. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): ?Yarın size geleceğim. Eşin, ben içeri girerken de baksın, çıkarken de baksın.? Der. Sahabe eşine Efendimizin geleceğini müjdeler. Eşi çok sevinir. Yalnız dışarıdan içeri girerken de çıkarken de bakmasını söyler ve hazırlıklarını yapar. Ertesi gün olur. Efendimiz (s.a.v.) gelirken pencereden bakınca ne görsün ki! Efendimiz (s.a.v.) gümüşten tepsi içinde, cennetten çeşit çeşit yiyecekleri de beraberinde getirmiş. Efendimiz (s.a.v.)?i bir sevinç içinde ağırladıktan sonra Efendimiz yola koyulmuş. Sahabenin eşi tekrar pencereden bakmış. Bir de ne görsün ki! Getirdiği tepsinin içinde yılanlar, çıyanlar, akrepler ve böcekleri doldurmuş gidiyor. Hemen eşine seslenmiş. Korku içinde anlatmış. Eşi koşarak Efendimizin yanına sormaya gitmiş. Peygamberimiz (s.a.v.) bu durum karşısında: ?Eşine anlat. Misafirin güzelliği, yiyeceklerle ikramlarla bereketle gelir ve evden giderken bütün kötülükleri alır ve götürür. Tepside gördüğü kötülükler, günahlar, kavgalar, dövüşler böcekler yılanlar, çıyanlar misafir ile birlikte çıkar ve gider eve huzur ve bereket gelir. Misafir gelmeyen evde kavga, dövüş, huzursuzluk ve bereketsizlik, fakirlik baş gösterir.? Rabbim misafiri sevenler eylesin cümlemizi inşallah? Amin. ADAMLIK BU OLSA GEREK! Bir Adam; -Elinde olanla yetiniyorsa, -Başkasının elinde bulunana haset etmiyorsa, -Kur?an-ı Kerim?i baş tacı kitabı yapıyorsa, -Sünneti Seniyye?ye uyuyorsa, -Bildikleriyle ve öğrendikleriyle amel ediyorsa, -Kesinlikle hiçbir zaman yalan söylemiyorsa, -Fakiri, yoksulu, yetimi görüp gözetiyorsa, işte bu adam, adam gibi adamdır?. vesselam.