Bu başlıkla yıllar önce ele aldığım aşağıda ki yazımı bir kez daha okuyunca bugün yaşananları, yaşanacakları dünden anlayıp, yazarak anlattığımı  ve en önemlisi kendi kendime gülüp, 'Hanım hele bak acaba bende bu dönemin Baba Vanga'sı olarak bilinen Vangelia Pandeva Gushterova'yım?' demeden kendimi alamıyorum.


Çünkü bugün yaşananları anlatmış gibi 10 yıl önce ele aldığım ve önüne  turpları da eklediğim, 'Genel Af Ülkeyi ve Başkan'ı Rahatlatır..' başlıklı yazımı okurken dün yaşananlardan farklı bir şey olmadığını bir kez daha anlıyor ve yaşanacakları önleme adına bir Baba Vanga değil, havuz, besleme yada 50 kuruşluk belediye aboneliğiyle değil yok imkanlar içinde alın teri, emeğimizle yaptığımız 'özgür gazetecilik' görevini yapan bir gazeteci olarak ne kadar ön görüşlü bir bakışla severek yaptığım işime bir kez daha saygı duyuyordum.
Evet, Erdoğan'ın çuvalına hangi CHP'lilerin turp taşıdıklarını ilk soran, sorgulayan bir gazeteci olarak bugün yaşananlara benzer dünü ele alırken gündemi ne kadar yakından takip edip, tahlil ederken 60 bine yakın Ardahanlının yaşadığı bir buçuk milyonluk İstanbul Esenyurt ilçe başkanı Prof. Doktor Ahmet Özer'in görevden alınıp, İmamoğlu'nun da gönderildiği Silivri yolcuğu için memleketim Ardahan'ın Posof Ulgar veya Sahara dağına değil, İBB'ye tünel kazındığını ilk söyleyen ve haklı çıkan meslektaşım İsmail Saymaz'ın bu konuda ki benzer iddiasını muhabiri gözaltına alınıp, tutuklanan NOW Haber'in Ardahanlı hemşerim, gazeteci Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk'e de anlatıyordum.


Şentürk ile yaptığımız görüşmeyi anlatarak yazıma devam edeyim derken bu kez Now'un da aralarında bulunduğu tv kanallarına Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından Halk TV ile Sözcü TV'ye 10 gün süreyle ekran karartma cezası verirken, şu an tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'ye uzanan süreçteki yayınları nedeniyle alınan bu karar, kanalın “halkı kin ve düşmanlığa teşvik” ettiği iddiasıyla para cezası kestiği haberini alıyordum.


Evet, fazla uzatmadan bugünü anlatan 10 yıl önceki yazımı bir kez daha yayınlayıp, okuyanların da benim gibi yeniden okumalarını, okumayanlarında okuyup, benim dönemin Baba Vanga'sı mı yoksa gazeteci olduğumu birde size sorayım derken bu kez Kılıçdaroğlu’na hadsiz söylemlerde bulunan CHP'li Gökhan Zeybek’e haddini bildiren Ardahan Damallı Cemal Şener’in x.comtwitter a düşen görüntüsünü izlerken CHP'nin içinde Erdoğan'ın çuvalına turp taşıyanları hemşerim Şener'in de tarif ettiğini de görüyordum.


Neyse bu aralar ortalıkta görünmeyen Ardahanlı Esenyurt eski Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, Ağ saçlı dediğim Muammer Keskin, 'aslında ben Ardahanlı değil, Trakyalıyım' diyen İstanbul Küçükçekmece eski İlçe Başkanı, şu anki CHP'nin PM üyesi Turgay Özcan, Ankara Keçiören Belediye Meclis Üyesi Mutlu Kerimoğlu'nu ağabeyi Bülent Kerimoğlu'luların bu ararlar nerde oldukları ve b unca yaşamalara karşı niye sus/pus oldukları hatta ortalıkta görünmediklerini de merak ederken 10 yıl önce ele aldığım ama sanki bugünü anlatan yeni bir yazım olan 'Genel Af Ülkeyi ve Başkan'ı Rahatlatır..' başlıklı yazıma birde siz bakın hele diyorum.


Ha bu arada 10 yıl önce 'Başkan' dediğim bugün AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olan Erdoğan'a artık başkan demeyeceğimi de, bizde ki başkanlığın dünyada ki başkanlığa değil şahsa döndüğünü o yıllarda belirtmiş ve o günden bugüne AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanını Recep Tayyip Erdoğan'a artık reis veya başkan değil bulunduğu görevlerini ekleyerek, sadece adını verip, Erdoğan dediğimde not olarak düşüp, bugünkü yazıma 10 yıl önceki bugünden farklı olmayan yazımı ekliyor ve 'Ula baba sen Baba Vanga'mısın?' diyeceğinize inandığım yorucunuza bırakıyorum.
İşte sanki bugünü anlatan 10 yıl önceki yazım..

Genel Af Ülkeyi ve Başkan'ı Rahatlatır..
İktidarın gücü ile devletin tüm imkanlarını seferber edip, kirli paralarla oluşturulduğu ileri sürülen medya ve basının havuzun da çıkan manşetlere, '2 Milyon toplandı' başlıkları attıranların yanılttığı Başkan Erdoğan'ın tüm baskılara karşın kendiliğinden ve de gönüllülerin oluşturduğu CHP'nin yürüyüşü ardından iki elini başının arasına alıp, 'Nerede yanlış yaptım, kimlerin, hangi danışmanların yüzünden neden bu kadar büyük bir kitleyi karşıma aldım' demesinin tam zamanı..


Ve hemen, bir kılıç gibi elinde tuttuğu OHAL'ı fırsat bilip, elinde bulundurduğu onca gücün yanında Kanun Hükmünde Kararnameyi de devreye sokarak ulusu rahatlatacak bir genel af ilan etmelidir..


Çünkü dün tüm baskılara ve olmayan imkanlara karşın Diyarbakır meydanında toplanan milyonlar gibi bugünde Ankara'dan yürüyüp, İstanbul'da bir araya gelen milyonların tek bir isteği var oda Adalet olmadığına inandığı için tutuklananların olduğunu, demokrasinin önüne bir çok engelin getirildiğine inanmaya, homurdamaya başladı..


Her geçen gün biraz daha daraldığı ileri sürülen ekonominin de katkısıyla nefes almaktan zorlandığını ve 15 yıllık iktidarın metal yorgunluğu ve de yıpranmışlığını da gördüğüne inandığım Başkan Erdoğan'ın önünü görmesi ve kendisinin başında bulunduğu yönetime gelen eleştirileri ötelemek için geniş değil, tam bir genel af ilan ederek kendisini olduğu gibi 2023 hedeflerini yakalama arzusu içinde ki ülkeyi de rahatlatmalı, bir hayli gerilmiş olan toplumu rahatlatmalıdır..
Bunu yaparsa yani milyonları arkasına takan Kılıçdaroğlu'nın 2019 genel seçimlerinde yerine oturmasını istemiyorsa acil olarak bir karar alıp, Başkanlığını bir kez daha ortaya koyup, dünyayı da şaşırtan bir genel af ilan etmelidir..
Bunu da yapacak olan tek bir isim var onun adı da Başkan Erdoğan'dır..
Haydi Başkan..


Sana yönelen ve her geçen gün biraz daha artan tepkileri kökünden silecek bir karar al ve çıkaracağın bir genel af ile ülkeyi rahatlat..
Not: Bu öneri benim CHP'nin Ankara'dan sonra İstanbul'da noktaladığı ve 10 Maddelik istemlerine ek olarak 11. isteğimdir..
İşte 10 maddelik Adalet Çağrısı:


1- Darbe girişimini lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM'nin onurlu duruşu ve halkımızın direnmesi ülkemizin demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın 15 Temmuz'u diyoruz. Ama ne hikmetse onca yağı bulunup, kırıldı denen 15 Temmuz'un siyasi ayağın ortaya çıkarılması engellenmektedir. Yani FETÖ'nün siyasi ayağı denen ayak için artık ciddi adım atılmalı ve ortaya çıkarılmalı.
2- 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. OHAL ilan edilmiş ve TBMM yetkileri gasledilmiştir. Biz buna sarayın 15 Temmuz'u diyoruz. OHAL derhal kaldırılmalı.


3- Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Kolektif suç gibi uygulamalardan vazgeçilmelidir.
4- OHAL ile mağdurların yargıya erişim hakları ellerinden alınmıştır. Tüm uygulamalara son verilmelidir.
5- 20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilişkisi bulunmayan ama muhalif göründüğü için haklarından yoksun bırakılan akademisyen ve kamu görevlileri görevlerine iade, tutuklu milletvekilleri serbest bırakılmalıdır.
6- Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı.


7- OHAL koşullarında serbest ve özgürce tartışmanın yapılmadığı bir ortamda gerçekleştirilen anayasa değişikliği gayri meşrudur. Bu bir mühürsüz seçimdir. Türkiye 12 Eylül cuntacıların hazırlattığı ve bir kez delinmekle bir şey olmaz' denilerek  gayri meşru bir hale dönmüş durumda olan anayasa ile yönetilemez.


8- Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Liyakat yasası görevde yükselmede esas alınmalıdır.
9- Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın adaletsiz düzen devam etmektedir. İşsizlik, örgütsüzdük, yaygın şiddet, terör gibi geniş yelpazede yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir.
10- Adalet sadece iç politikaya değil, uluslar arası ilişkilere de hakim olmalıdır.